Fon krizi PBLK mağdurları, 2026 yılı Eylül ayında Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) aldığı ani kararlarla başlayan ve yüz binlerce yatırımcıyı derinden sarsan sermaye piyasası tarihinin en büyük uyuşmazlıklarından birinin merkezinde yer almaktadır. TEFAS üzerinden fon satış emri verdiği halde takas günü parasını alamayan, portföyünde nakit yerine “PBLK” (TEFAS İşlem Blokaj Alt Hesabı) ibaresiyle karşılaşan yaklaşık 455 bin yatırımcı için hukuki hak arama süreci kritik bir aşamaya girmiştir.
TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen yeni tasfiye düzenlemesi, mağduriyetlerin bir kısmına 1 milyon TL’lik ön avans formülüyle geçici bir nefes aldırmayı amaçlasa da; takas kesinliği ilkesinin zedelenmesi, mülkiyet hakkı ihlali, portföy yönetim şirketlerinin kusurlu eylemleri ve denetim eksiklikleri karşısında kapsamlı tazminat davaları açılması zorunlu hale gelmiştir. Bu rehberde, fon krizi PBLK mağdurları açısından takas kesinliği ilkesi, portföy yönetim şirketlerine ve tasfiye bankasına karşı açılabilecek tazminat davaları, SPK’ya karşı idari yargı yolları ve Yargıtay ile Danıştay’ın yerleşik emsal kararları detaylı biçimde ele alınmıştır.
[no_toc]
📑 İçindekiler Tablosu
- PBLK (TEFAS İşlem Blokaj Alt Hesabı) Nedir ve Kriz Nasıl Başladı?
- “Takas Kesinliği” İlkesi ve Nakit Alacaklısı Statüsü Tartışması (SPKn m. 79)
- TBMM’de Kabul Edilen Ancak Resmî Gazete Yayımı Bekleyen Yeni Düzenleme
- Portföy Yönetim Şirketlerinin Sorumluluğu ve Tazminat Davaları (Yargıtay Emsalleri)
- SPK ve Düzenleyici Kurumlara Karşı İdare Mahkemesinde Hizmet Kusuru Davası
- Portföy Saklayıcısı ve Tasfiyeyi Yürüten Bankaların Hukuki Sorumluluğu (SPKn m. 56)
- Mülkiyet Hakkı İhlali ve Anayasa Mahkemesi Başvurusu
- Fon Krizi PBLK Mağdurları İçin Hukuki Yol Haritası
- Örnek İhtarname ve İdari Başvuru Dilekçe Taslakları
- Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
- Sonuç ve Hukuki Değerlendirme
PBLK (TEFAS İşlem Blokaj Alt Hesabı) Nedir ve Kriz Nasıl Başladı?
Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) nezdinde tutulan PBLK hesabı, bir yatırımcının Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu (TEFAS) üzerinden yatırım fonu satış talimatı vermesi durumunda, takas işlemi gerçekleşene kadar payların geçici olarak aktarıldığı teknik blokaj hesabıdır. Normal piyasa koşullarında, satış talimatı valör süresine (T+1, T+2 vb.) göre sonuçlanır; Takasbank aracılığıyla fon payı karşı tarafa devredilirken satış bedeli nakit olarak yatırımcının vadesiz banka veya aracı kurum hesabına yansıtılır.
Ancak 17 Eylül 2026 tarihinde SPK tarafından yayımlanan kararlarla; aralarında Tera Portföy, Atlas, Bulls, Hedef, A1 Capital, Pardus ve Pusula gibi önde gelen 7 portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunun alım-satım işlemleri durdurulmuş ve tasfiye sürecine sokulmuştur. Krizin patlak verdiği tarihten önce (özellikle 14–16 Eylül 2026 tarihlerinde) TEFAS üzerinden satış talimatı veren on binlerce yatırımcının işlemi, fonların temerrüde düşmesi ve birim pay fiyatlarının açıklanamaması gerekçesiyle Takasbank nezdinde nakde dönüştürülmemiş; paylar sistemde PBLK kodlu blokaj hesabında asılı kalmıştır.
| Kavram / Statü | Olağan Piyasa İşleyişi | Fon Krizindeki Mevcut Durum |
|---|---|---|
| PBLK Hesabı | Valör süresince (1-3 gün) geçici blokaj. | 17 Eylül 2026’dan bu yana süresiz blokeli varlık. |
| Yatırımcının Sıfatı | Satış gerçekleştiğinde “Nakit Alacaklısı”. | İdarece “Tasfiye Masasındaki Pay Sahibi” kabulü. |
| Nakit Tahsilatı | Takas gününde hesaba otomatik nakit geçişi. | Uzun tasfiye sürecine ve varlık satışına bağlı. |
| Ön Avans İmkânı | Söz konusu değildir, tam ödeme yapılır. | Yasa ile 1.000.000 TL’ye kadar sınırlandırılmış ara ödeme. |
“Takas Kesinliği” İlkesi ve Nakit Alacaklısı Statüsü Tartışması
Fon krizi PBLK mağdurları bakımından en temel hukuki uyuşmazlık, bu yatırımcıların “fon pay sahibi” mi yoksa “nakit alacaklısı” mı sayılacağı noktasında düğümlenmektedir. Sermaye piyasalarının uluslararası güvenilirliğinin temel taşı, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 79. maddesinde açıkça düzenlenen “Takas Kesinliği” kuralıdır.
6362 sayılı Kanun m. 79 uyarınca; takas sistemine iletilen transfer emirleri geri alınamaz ve sistem kuralları çerçevesinde kesinleşir. Yatırımcı, fon yönetiminin mali yapısını denetleme yetkisine sahip değildir; devletin resmi takas platformu olan TEFAS’a güvenerek satış talimatını sisteme girmiştir. Emrin eşleştiği ve takas döngüsüne girdiği andan itibaren yatırımcının mülkiyeti fon payından çıkmış, nakit alacağa dönüşmüştür.
Nitekim sermaye piyasası ve borçlar hukuku doktrininde kabul edildiği üzere; satış emrini zamanında veren yatırımcının, kendisinden sonra meydana gelen temerrüt ve tasfiye riskine ortak edilmesi, mülkiyet hakkının (Anayasa m. 35) ve hukuki güvenlik ilkesinin açık bir ihlalidir. Bu nedenle PBLK mağdurlarının tasfiye masasında genel fon pay sahipleriyle aynı kefeye konulması hukuken kabul edilemez bir geriye yürütme sorunudur.
TBMM’de Kabul Edilen Ancak Resmî Gazete Yayımı Bekleyen Yeni Kanun Düzenlemesi
TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen ancak henüz Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmeyen “Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun” ile PBLK mağdurlarının hukuki rejimi yeniden belirlenmiştir. Yasa teklifinin komisyon aşamasında bulunmayan, ancak Genel Kurul görüşmelerinde verilen son dakika değişiklik önergesiyle metne eklenen düzenlemeler uyuşmazlığın seyrini doğrudan değiştirmiştir:
- PBLK Hesaplarının Tasfiyeye Dâhil Edilmesi (Kritik Değişiklik): Kabul edilen değişiklik önergesi uyarınca; 17 Eylül 2026 ve öncesinde TEFAS sistemine satış talimatı iletilen ancak fonların temerrüdü veya birim fiyat açıklayamaması sebebiyle Takasbank nezdinde takası tamamlanmayıp MKK PBLK hesabında bloke kalan tüm paylar, doğrudan tasfiye kapsamına alınmıştır. Böylece yasa koyucu, satış emrini vermiş yatırımcıları öncelikli “nakit alacaklısı” değil, tasfiye masasının pay sahibi saymıştır.
- 1 Milyon TL’ye Kadar Ön Avans (Ara Ödeme): Tasfiyenin uzun sürecek olması sebebiyle, fonların mevcut nakitlerinden ve sorumlulardan tahsil edilecek tutarlardan karşılanmak üzere mağdur yatırımcılara 1.000.000 TL’ye kadar ön avans ödenmesi kararlaştırılmıştır. Bu takvim kanunun Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla birlikte netleşecektir.
- Sorumlulardan Geri Kazanım ve TMSF Mekanizması: Fon malvarlığını mevzuata aykırı işlemlerle zarara uğratan şirket yöneticilerinin şahsi malvarlıklarına tedbir konulması ve tahsilatların tasfiye havuzuna aktarılması öngörülmüştür.
- Manipülatörlerin Kapsam Dışı Bırakılması: SPK incelemelerinde piyasa dolandırıcılığı veya bilgi suistimali yaptığı tespit edilen kişilere hiçbir şekilde avans veya tasfiye payı ödenmeyecektir.
Önemli Hukuki Tespit: Kanun TBMM’de kabul edilmiş olsa da Resmî Gazete’de yayımlanana kadar hukuken yürürlükte değildir. Yayımlandığı takdirde dahi, önceden doğmuş “takas kesinliği” ve mülkiyet hakkını geriye dönük olarak ortadan kaldıran bu düzenlemenin Anayasa’nın 2., 10. ve 35. maddelerine aykırılığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne (itiraz veya iptal yoluyla) taşınması gündemdedir.
Portföy Yönetim Şirketlerinin Sorumluluğu ve Tazminat Davaları
Yatırım fonlarının yönetimi, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 52 ila 56. maddeleri ile Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) vekâlet akdine ilişkin hükümleri uyarınca yürütülür. Portföy yönetim şirketleri, tasarruf sahiplerinin haklarını korumak, basiretli bir tacir ve vekil gibi hareket etmekle yükümlüdür (TBK m. 506). Fon portföyünün sığ, spekülatif veya likiditesi olmayan varlıklara yönlendirilmesi, risk dağıtım kurallarının çiğnenmesi ağır bir özen borcu ihlalidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri, sermaye piyasası aktörlerinin yatırımcıya karşı özen borcunu son derece katı kriterlere bağlamıştır:
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/2384, K. 2022/2316 (23.03.2022):
“Portföy yönetimi ve sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunan kuruluşların, yatırımcıların menfaatlerini en üst düzeyde gözetme, şeffaflık ve mevzuata tam uyum gösterme borcu bulunmaktadır. Sermaye piyasası mevzuatına ve özen borcuna aykırı işlemlerle yatırımcının zarara uğramasına neden olan kurumların bu zararı tazminle yükümlü olduğu açıktır.”
Aynı doğrultuda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin E. 2018/1311, K. 2018/2344 sayılı ve 03.04.2018 tarihli kararında da, yatırımcının bilgi eksikliğinden yararlanarak veya sözleşme ve yetki sınırlarını aşarak yapılan usulsüz portföy işlemlerinde portföy yöneticisi kurumun doğrudan doğruya maddi tazminatla sorumlu tutulacağı hükme bağlanmıştır.
Bu emsaller ışığında, fonların içini boşaltan, mevzuata aykırı varlık dağılımı yapan portföy yönetim şirketlerine, yönetim kurulu üyelerine ve portföy yöneticilerine karşı Asliye Ticaret Mahkemelerinde haksız fiil ve vekalet akdinin ihlali nedeniyle maddi tazminat davası açılması hukuken mümkündür. Ayrıca dava öncesinde zorunlu arabuluculuk süreci işletilmelidir; arabuluculuk prosedürünün incelikleri için arabuluculuk süreci rehberimizden faydalanabilirsiniz.
SPK ve Denetleyici Kurumlara Karşı İdare Mahkemesinde Hizmet Kusuru Davası
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), piyasaların adil, şeffaf, etkin ve istikrarlı işlemesini sağlamak ve tasarruf sahiplerinin haklarını korumak amacıyla kurulmuş bağımsız bir düzenleyici ve denetleyici üst kuruldur. Fonların aylarca şüpheli işlemler gerçekleştirmesine, fiyat anormalliklerine ve sığ varlıklara fon aktarılmasına zamanında müdahale edilmemiş olması, idarenin denetim ve gözetim görevinde hizmet kusuru oluşturur.
Danıştay’ın yerleşik içtihatları, düzenleyici üst kurulların piyasayı denetleme görevini ihmal etmesi halinde idarenin kusurlu sorumluluğunun doğacağını açıkça teyit etmektedir:
Danıştay 13. Dairesi, E. 2017/991, K. 2022/3711 (19.10.2022):
“İdarenin tasarruf sahiplerinin hak ve çıkarlarını koruma görevi anayasal ve yasal bir zorunluluktur. Piyasada yetkisiz, usulsüz ve mevzuata aykırı işlemler yapılmasına zamanında etkin tedbirler alarak engel olmayan denetleyici idarelerin eylemlerinde hizmet kusuru gerçekleştiğinden, bundan doğan zararların tazmini gerekir.”
Benzer şekilde Danıştay 13. Dairesi’nin E. 2019/3248, K. 2024/2308 sayılı ve 21.05.2024 tarihli güncel kararında da, piyasa aktörlerini etkin denetlemeyen idarenin hizmet kusurunun varlığı halinde yatırımcıların uğradığı fiili zararın yasal faiziyle birlikte idarece karşılanması gerektiği vurgulanmıştır.
Bu kapsamda, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) 13. maddesi uyarınca zararın öğrenilmesinden itibaren yasal süreler içinde SPK’ya yazılı ön başvuru yapılmalı, başvurunun reddi veya zımnen reddi üzerine İdare Mahkemelerinde tam yargı davası ikame edilmelidir. İdari yargıdaki sürelerin katılığı ve dava açma incelikleri konusunda uzman bir Ankara idare avukatı desteği almak hak kaybını önleyecektir.
Portföy Saklayıcısı ve Tasfiyeyi Yürüten Bankaların Hukuki Sorumluluğu
Fon krizinde yatırımcıların hak arama sürecinde göz ardı edilmemesi gereken üçüncü ve en güçlü muhatap, fon varlıklarını bünyesinde tutan portföy saklayıcısı bankalar ile tasfiye sürecini bizzat yürüten görevli bankalardır. Sermaye piyasası mevzuatı uyarınca saklayıcı bankalar yalnızca pasif bir kasa veya emanetçi konumunda değildir.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 56. maddesinin 4. fıkrası gereğince; “Portföy saklayıcısı, saklama sözleşmesinden ve mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle kurucu, portföy yöneticisi ve katılma payı sahiplerine karşı sorumludur.” Saklayıcı banka, fonun varlık dağılım limitlerini, yetkisiz para transferlerini ve mevzuata aykırı işlemleri denetlemek ve engellemekle kanunen mükelleftir.
Ayrıca tasfiye sürecini yürüten banka, Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu kapsamında bir “tasfiye memuru” ve vekil sıfatıyla hareket eder. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre: “Bankalar kamu güvenine mazhar kuruluşlar olup, güven kurumu olmaları dolayısıyla özen borcunun gereği olarak hafif kusurlarından dahi sorumludurlar.” Tasfiye sürecini kasten veya ihmalle uzatan, fon mallarını değerinin altında nakde dönüştüren, 1 milyon TL’lik ön avans ödemelerinde hak sahipliğini adil dağıtmayan tasfiyeyi yürüten bankalara karşı Asliye Ticaret Mahkemelerinde doğrudan tazminat davası açılması mümkündür.
Mülkiyet Hakkı İhlali ve Anayasa Mahkemesi Başvurusu
Takas emri kesinleşmiş bir fon satış bedelinin, sonradan çıkarılan bir yasa veya idari kararla tasfiye masasına çekilmesi ve üzerine süresiz blokaj konulması, Anayasa’nın 35. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinde koruma altına alınan “mülkiyet hakkı”na doğrudan müdahale niteliğindedir.
Anayasa Mahkemesi’nin yerleşik “meşru beklenti” (legitimate expectation) içtihatlarına göre; devletin yasal güvencesi altındaki resmi bir borsada işlem yapan ve takas kuralı uyarınca bedelin hesabına geçmesini bekleyen yatırımcının alacağı mülk hükmündedir. Yasal yolların tüketilmesiyle birlikte bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması, Türkiye’de tazminat ve hak ihlali kararı alınması açısından stratejik bir adımdır.
Fon Krizi PBLK Mağdurları İçin Hukuki Yol Haritası
Süreçte pasif kalmak, hem zamanaşımı sürelerinin kaçırılmasına hem de tasfiye havuzundaki yetersiz paylaşım riskine maruz kalınmasına yol açabilir. Fon krizi PBLK mağdurları şu adımları gecikmeksizin atmalıdır:
- MKK ve Banka Kayıtlarının Eksiksiz Temini: TEFAS satış talimatı tarihi, saati, satış emri dekontu, birim fiyat ve MKK PBLK hesap ekstresi eksiksiz şekilde dosyalanmalıdır.
- Portföy Yönetim Şirketine Noter veya KEP Yoluyla İhtar: Şirkete çekilecek ihtarla “takas kesinliği” uyarınca bedelin derhal ödenmesi talep edilmeli, temerrüt faizi işletilmelidir.
- SPK’ya İdari Başvuru ve Tam Yargı Hazırlığı: İYUK m. 13 gereğince denetim eksikliği ve hizmet kusuru iddialarıyla idareye yazılı başvuru yapılmalıdır.
- Ticaret Mahkemesinde İhtiyati Haciz / Tedbir Talebi: Kusurlu şirket ve yöneticilerin malvarlıklarını kaçırmalarını engellemek adına vakit kaybetmeksizin ihtiyati tedbir ve haciz talepli tazminat süreci başlatılmalıdır. Genel tazminat ve dava aşamaları hakkında daha geniş bilgi için hukuki süreçler rehberimizi inceleyebilirsiniz.
Örnek İhtarname ve İdari Başvuru Dilekçe Taslakları
Fon krizi ve PBLK blokajı nedeniyle mağduriyet yaşayan yatırımcıların hem dava şartı arabuluculuk öncesinde muhatap şirket ve bankaları temerrüde düşürmek hem de SPK’ya karşı idari başvuru sürelerini kaçırmamak adına kullanabilecekleri temel taslaklar aşağıda sunulmuştur:
Önemli Uyarı: Aşağıdaki metinler genel birer taslak olup, her somut olayın emir saati, fon kodu, valör tarihi ve delil durumuna göre uzman bir avukat tarafından uyarlanması hak kaybı yaşanmaması adına zorunludur.
1. Portföy Yönetim Şirketi ve Saklayıcı/Tasfiye Bankasına İhtarname Taslağı
KEŞİDECİ (YATIRIMCI) : [Adınız Soyadınız] (T.C. Kimlik No: [……….])
ADRES : [Adresiniz]
VEKİLİ : [Avukatınızın Adı Soyadı – Varsa]
MUHATAPLAR :
1- [İlgili Portföy Yönetim Şirketi A.Ş.] – [Şirket Adresi]
2- [İlgili Saklayıcı / Tasfiyeyi Yürüten Banka A.Ş.] – [Banka Genel Müdürlük Adresi]
KONU : TEFAS platformu üzerinden …/…/2026 tarihinde satış talimatı verilen […] kodlu yatırım fonu katılma paylarının, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m. 79 uyarınca kesinleşen takas bedelinin MKK PBLK blokajı kaldırılarak tarafımıza derhal ödenmesi, aksi halde TBK m. 506 ve SPKn m. 56 uyarınca Asliye Ticaret Mahkemesinde tazminat davası açılacağı ihtarıdır.
AÇIKLAMALAR :
1. Tarafımca, …/…/2026 tarihinde saat …:… sularında TEFAS platformu üzerinden […] kodlu yatırım fonuna ilişkin […] adet katılma payı için geçerli satış emri verilmiştir.
2. Satış talimatı sisteme girmiş, valör süresi dolmuş ancak Takasbank nezdinde takas bedeli hesabıma aktarılmayarak paylar MKK nezdinde “PBLK” (TEFAS İşlem Blokaj Alt Hesabı) kodlu teknik hesaba hapsedilmiştir.
3. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 79. maddesinde amir hüküm olan “Takas Kesinliği” ilkesi gereğince, takas sistemine iletilen transfer emirleri geri alınamaz ve kesinleşir. Krizden önce satış emrini veren bir tasarruf sahibi olarak sıfatım “fon pay sahibi” değil, doğrudan “nakit alacaklısı”dır.
4. Portföy yönetim şirketi olarak TBK m. 506 ve SPKn m. 52-56 uyarınca basiretli vekil gibi hareket etme borcunuz bulunmaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin yerleşik emsallerinde (E. 2020/2384, K. 2022/2316) açıklandığı üzere, usulsüz işlem ve özen borcunun ihlali sebebiyle doğan tüm zararlardan şahsen ve müteselsilen sorumlusunuz. Keza muhatap banka da SPKn m. 56 ve Yargıtay’ın güven kurumu sorumluluğu gereği hafif kusurundan dahi sorumludur.
SONUÇ VE İSTEM : Fazlaya ilişkin tüm dava, talep ve faiz haklarım saklı kalmak kaydıyla; işbu ihtarnamenin tebliğinden itibaren 3 (üç) iş günü içinde satış bedeli olan toplam […] TL’nin takas tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte ekte bildirilen IBAN hesabıma ödenmesini, aksi takdirde aleyhinize Asliye Ticaret Mahkemelerinde ihtiyati haciz ve tedbir talepli tazminat davası ikame edileceğini, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin tarafınıza yükleneceğini ihtaren bildiririm.
Keşideci / Vekili : [İmza]
2. Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) İYUK m. 13 Kapsamında İdari Başvuru Dilekçesi
(Mustafa Kemal Mah. Dumlupınar Bulv. No:156 Çankaya / ANKARA)
BAŞVURAN : [Adınız Soyadınız] (T.C. Kimlik No: [……….])
ADRES : [Adresiniz]
VEKİLİ : [Avukatınızın Adı Soyadı – Varsa]
KONU : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) 13. maddesi uyarınca; gözetim ve denetim görevinin zamanında ve etkin yerine getirilmemesi sebebiyle oluşan […] TL maddi zararın yasal faiziyle birlikte idarece tazmini talepli ön başvurudur.
AÇIKLAMALAR :
1. Tarafımca TEFAS sistemi üzerinden …/…/2026 tarihinde […] kodlu yatırım fonundan […] TL tutarında satış işlemi gerçekleştirilmiş, ancak Kurulunuzun 17 Eylül 2026 tarihli kararları ve fonların tasfiyeye alınması neticesinde takas bedeli ödenmeyerek paylar MKK PBLK hesabında süresiz bloke edilmiştir.
2. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 1. maddesi gereğince Kurulunuz; piyasaların adil, şeffaf ve istikrarlı işlemesini sağlamak ve tasarruf sahiplerinin haklarını korumakla yasal olarak görevlidir. Fon yönetimlerinin aylarca sığ hisselerde yapay fiyat hareketleri oluşturmasına, usulsüz kaynak aktarımlarına zamanında etkin denetim mekanizmaları işletilmeyerek seyirci kalınması ağır bir hizmet kusurudur.
3. Danıştay 13. Dairesi’nin yerleşik içtihatlarında (E. 2017/991, K. 2022/3711 ve E. 2019/3248, K. 2024/2308) açıkça vurgulandığı üzere; piyasa aktörlerini etkin denetlemeyerek tasarruf sahiplerinin zarara uğramasına sebebiyet veren denetleyici idare, hizmet kusuru ilkesi gereğince yatırımcıların uğradığı fiili zararı yasal faiziyle karşılamak zorundadır.
SONUÇ VE İSTEM : Anayasa’nın 125. maddesi ve İYUK m. 13 hükümleri gereğince; gözetim ve denetim eksikliğinden kaynaklanan toplam […] TL tutarındaki fiili maddi zararımın, takas tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tarafıma ödenmesine karar verilmesini, aksi halde yasal süresi içinde Ankara İdare Mahkemelerinde tam yargı davası ikame edileceğini saygılarımla arz ve talep ederim.
Başvuran / Vekili : [İmza]
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
1. PBLK hesabındaki param tamamen battı mı?
Hayır. PBLK hesabındaki paylar buharlaşmış veya sıfırlanmış değildir. Ancak fonların işleme kapatılması ve tasfiye kararı nedeniyle bu paylar serbestçe satılamamakta ve nakde dönüştürülememektedir. Yeni yasa ile 1 milyon TL’ye kadar ön avans öngörülmüş, kalan kısım ise tasfiye havuzundan yapılacak tahsilatlara bağlanmıştır.
2. Satış emrini krizden önce verenler neden bekletiliyor?
Normal şartlarda 6362 sayılı Kanun m. 79 gereğince takas kesinliği devreye girmeliydi. Ancak fonların temerrüde düşmesi ve SPK’nın tasfiye kararı sonrası idari bir tasarrufla tüm işlemler durdurulmuş, TBMM’den geçen kanunla da bu emirler tasfiye kapsamına dâhil edilmiştir. Bu durum hukuka aykırı olup dava konusudur.
3. 1 Milyon TL ön avansı alanlar dava açma hakkını kaybeder mi?
Hayır. Yasada öngörülen ön avans, tasfiye sürecindeki fiili zararın kısmi bir telafisidir. Bu tutarı alırken ihtirazi kayıt konulması (fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması) şartıyla, kalan bakiye, gecikme faizi ve oluşan diğer maddi zararlar için dava açma hakkı devam eder.
4. Hangi mahkemede dava açılmalıdır?
Portföy yönetim şirketi, fon yöneticileri ve aracı kurumlara karşı açılacak tazminat davalarında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. SPK’nın gözetim eksikliği ve hizmet kusuruna dayalı tam yargı davalarında ise görevli mahkeme İdare Mahkemesidir.
5. Dava açmak için belirli bir hak düşürücü süre var mı?
Evet. İdari davalarda İYUK m. 13 uyarınca zararın ve idari kararın öğrenilmesinden itibaren 1 yıl ve her halükarda 5 yıl içinde idareye başvuru yapılmalıdır. Haksız fiil ve vekalet sorumluluğuna dayalı tazminat davalarında ise TBK ve TTK zamanaşımı süreleri geçerlidir; hak kaybı yaşamamak için süreler derhal işletilmelidir.
Sonuç ve Hukuki Değerlendirme
Fon krizi PBLK mağdurları tarafından yaşanan uyuşmazlık, yalnızca teknik bir finansal kilitlenme değil; mülkiyet hakkı, takas kesinliği, portföy yöneticilerinin ve saklayıcı bankaların özen borcu ile idarenin denetim sorumluluğunu ilgilendiren çok boyutlu bir hukuk mücadelesidir. Sürecin yalnızca kanunla vaat edilen avans ödemelerine bırakılması, telafisi imkânsız maddi kayıplara yol açabilir. Emsal Yargıtay ve Danıştay kararları doğrultusunda, hak sahiplerinin organize ve bilinçli biçimde hukuki yolları işletmesi büyük önem taşımaktadır.
